İYUK m. 49 ve 50 bağlamında, idari yargıda 'usuli kazanılmış hak' ilkesinin bozmaya uyma ve ısrar kararları üzerindeki etkisini, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun E:2011/236, K:2011/582 sayılı kararı ışığında analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #169001

Usuli kazanılmış hak ilkesi, bir davada mahkemenin veya taraflardan birinin yaptığı bir usul işlemiyle, diğer taraf lehine doğan ve hükme tesir eden hak olarak tanımlanır. İdari yargıda bu ilke, özellikle temyiz merciinin bozma kararına ilk derece mahkemesinin uymasıyla ortaya çıkar. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun E:2011/236, K:2011/582 sayılı kararında da belirtildiği gibi, ilk derece mahkemesi bozma kararına uyduğunda, bozma kararında belirtilen hukuki ve maddi saptamalar hem uyan mahkeme hem de daha sonraki aşamalarda temyiz mercii için bağlayıcı hale gelir. Bu durum, yargılamada istikrarı sağlamak ve yargı kararlarına güveni korumak amacını taşır. Mahkeme bozma kararına uyduktan sonra, bu kararın aksine yeni bir hüküm kuramaz. Temyiz mercii de daha önce verdiği ve uyulan bozma kararındaki esaslarla bağlıdır. Eğer mahkeme bozma kararına uymayıp ilk kararında 'ısrar' ederse, usuli kazanılmış hak doğmaz ve dosya, uyuşmazlığın niteliğine göre ilgili Dava Daireleri Kurulu tarafından incelenir (İYUK m. 49/3-4). Dolayısıyla, usuli kazanılmış hak, mahkemenin 'bozmaya uyma' iradesiyle doğan ve yargılamanın seyrini belirleyen kritik bir usul hukuku müessesesidir.