HTS Kayıtları ve Hukuka Uygun Delil Standardı: FETÖ/PDY soruşturmalarında ankesörlü/sabit hatlardan yapılan aramalar sonucu elde edilen HTS kayıtlarının hukuka uygun delil olarak kabul edilebilirliği, CMK madde 135/6'daki 'iletişimin tespiti' hükümleri ve 'demokratik bir ülkede gereklilik' ile 'orantılılık' ilkeleri çerçevesinde nasıl değerlendirilmektedir?
FETÖ/PDY'nin 'mahrem yapısı'nda gizliliği sağlamak amacıyla ankesörlü/sabit hatlardan periyodik veya ardışık aramalar yapıldığı tespit edilmiştir. Bu aramaların HTS kayıtları, hukuka uygun bir delil olarak kabul edilmektedir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 E., 2021/252 K.). Delil elde ediliş yönteminin hukuka uygunluğu, CMK madde 135/6'daki 'iletişimin tespiti' hükümleriyle sağlanır; soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden yapılır. Telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti, içeriğe müdahale etmeden arama, aranma, yer ve kimlik bilgilerini içerir. Bu delillerin hukuka uygunluğu, aynı zamanda 'demokratik bir ülkede gereklilik' ve 'orantılılık' ilkeleriyle bağdaştırılır. Yargıtay, terörle mücadele ve kamu güvenliğinin korunması için sağlanan yararın, bireylerin iletişim özgürlüğü hakkının özünü ortadan kaldırmayacak ölçüde üstün olduğunu belirtmiştir. AİHM de terörle mücadele amacıyla özel gözetleme yöntemlerine cevaz vermektedir (AİHM, Khan/Birleşik Krallık, Bykov/Rusya). Bu nedenle, usulüne uygun alınan HTS kayıtları, yargılama konusu olayın açıklığa kavuşturulması ve maddi gerçeğin bulunması için hukuka uygun bir araçtır, zira delillerin kabul edilebilirliği ulusal mahkemelerin takdirindedir.