CMK madde 35/2, 260 ve Tebligatın Niteliği: CMK madde 35/2 uyarınca hükmün ilgilisine tebliği ile başlayan temyiz süresinin, müdafie yapılan tebligat ile sanığa yapılan tebligat arasındaki farklılıklar ve bu farklılıkların adil yargılanma hakkı açısından doğurduğu sonuçları tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #168941

CMK madde 35/2, 'aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur' hükmünü içerir. Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılsa da (Tebligat Kanunu m.11), Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır (Tebligat Kanunu m.11, son cümle). Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/573 E., 2022/119 K. sayılı kararına göre, müdafi, sanığın temsilcisi değil, bağımsız bir ceza muhakemesi organıdır. Bu nedenle, sanık ve müdafisinin yokluğunda verilen hükmün müdafiden başka, kamu davasının tarafı ve cezanın sorumlusu olan sanığa da ayrıca tebliği hukuken geçerli ve yapılması zorunlu bir işlemdir. Temyiz süresi müdafie yapılan tebligatla başlar. Ancak sanığa yapılan tebligat, kararın içeriği hakkında bilgi sahibi olmayı ve müdafinin kusurlu davranışı ile sürenin geçirilmesi halinde 'eski hâle getirme' (CMK m.40) imkanını sağlar. Bu farklılık, sanığın adil yargılanma hakkının bir parçası olarak etkin başvuru hakkını ve savunma haklarını güvence altına alır; zira sanığın, kendi hürriyetiyle ilgili bir karardan doğrudan haberdar olma ve hak arama imkanına sahip olması esastır.