FETÖ/PDY'nin askeri mahrem yapılanmasında kullanılan 'ankesörlü/sabit hatlardan periyodik veya ardışık aramalar' delilinin hukuki niteliği, elde ediliş yöntemi ve bunun Anayasal güvencelerle (iletişim özgürlüğü, özel hayatın gizliliği) nasıl bağdaştığı konusunda hukuki bir değerlendirme yapınız.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/159 E. sayılı kararına göre, kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe gibi işletmelerde kurulu bulunan sabit hat ve ankesörlü hatlar üzerinden asker şahıslarla gezerek ya da ardışık şekilde yapılan aramalar, FETÖ/PDY'nin 'gizlilik' ve 'deşifre olmama' kuralına uygun örgütsel irtibat yöntemi olarak kabul edilmiştir. Bu aramaların HTS kayıtları, hukuka uygun bir delil olarak kabul edilmektedir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2020/159 E., 2021/252 K.). Delil elde ediliş yönteminin hukuka uygunluğu, CMK madde 135/6'daki 'iletişimin tespiti' hükümleriyle sağlanır; soruşturma aşamasında hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının kararına istinaden yapılır. Telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespiti, içeriğe müdahale etmeden arama, aranma, yer ve kimlik bilgilerini içerir. Bu delillerin hukuka uygunluğu, aynı zamanda 'demokratik bir ülkede gereklilik' ve 'orantılılık' ilkeleriyle bağdaştırılır. Yargıtay, terörle mücadele ve kamu güvenliğinin korunması için sağlanan yararın, iletişim özgürlüğü hakkının özünü ortadan kaldırmayacak ölçüde üstün olduğunu belirtmiştir. AİHM de terörle mücadele amacıyla özel gözetleme yöntemlerine cevaz vermektedir (AİHM, Khan/Birleşik Krallık, Bykov/Rusya). Bu nedenle, usulüne uygun alınan HTS kayıtları, yargılama konusu olayın açıklığa kavuşturulması ve maddi gerçeğin bulunması için hukuka uygun bir araçtır, zira delillerin kabul edilebilirliği ulusal mahkemelerin takdirindedir.