HMK'da ihtiyati tedbirin 'yaklaşık ispat' kuralı nasıl bir standart belirler ve bu standartın 'tam ispat' ilkesinden temel farkları ve gerekçeleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #168921

HMK madde 390/3'e göre ihtiyati tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını 'yaklaşık olarak ispat' etmek zorundadır. Bu, hâkimin iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmesi anlamına gelir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2019/2981 E., 2019/4812 K.). Temel farkı, 'tam ispat'ın (örneğin esas davada aranan) her türlü şüpheden uzak, kesin bir kanaat gerektirmesine karşın, 'yaklaşık ispat'ın kuvvetle muhtemel bir kanaatle yetinmesidir. Gerekçesi ise ihtiyati tedbirin amacının, yargılama süreci uzadığında telafisi güç veya imkansız zararları önlemek olmasıdır; tam ispat aranması, tedbirin acil niteliğini ortadan kaldırır ve amacına ulaşmasını engeller (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2021/3452 E., 2021/6001 K.).