CMK madde 260'ta düzenlenen 'katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar' için kanun yoluna başvuru hakkının sağlanmasında, CMK'nın diğer maddelerindeki usul güvenceleri (örn. tebligat, duruşmadan haberdar etme) nasıl bir rol oynar ve bu hak ihlal edildiğinde yargılamanın akıbeti ne olur?
CMK madde 260/1, 'katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar' için kanun yollarının açık olduğunu belirtir. Bu kişilerin haklarını etkin kullanabilmeleri için CMK madde 234/1-b uyarınca duruşmadan haberdar edilmeleri ve CMK madde 35/2 uyarınca yokluklarında verilen kararın kendilerine tebliği kanuni bir zorunluluktur (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2018/384). Eğer bu usul güvenceleri ihlal edilmişse, temyiz incelemesi yapılmadan önce Özel Daire, Yargıtay Kanunu madde 40 uyarınca 'tevdi kararı' vererek gerekçeli kararın bu kişilere tebliğini sağlamalı ve temyiz süresini başlatmalıdır. Bu yapılmazsa, hükmün kesinleşmesinden söz edilemez ve hukuki değer ifade etmez. Ancak tebliğe rağmen temyiz edilmezse, CMK madde 233 ve 234'e aykırılık gerekçesiyle hüküm bozulmayabilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2019/22).