Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 260'ta düzenlenen kanun yollarına başvurma hakkı kapsamında, müdafiye yapılan tebligatın temyiz süresini başlatmasına rağmen, sanığa da ayrıca tebligat yapılması zorunluluğunu ve bu zorunluluğun adil yargılanma hakkı ile ilişkisini Tebligat Kanunu m. 11 ve CMK m. 35/2 bağlamında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #167848

CMK m. 260/1, sanığın kanun yollarına başvurma hakkını güvence altına alır. Bu hakkın kullanımında tebligat önemli bir rol oynar. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/573 E., 2022/119 K. sayılı kararı, müdafiye yapılan tebligatın temyiz süresini başlatmasına rağmen, sanığa da ayrıca tebligat yapılmasının hukuki zorunluluğunu ve bunun adil yargılanma hakkıyla ilişkisini detaylandırmıştır. **Müdafiye Yapılan Tebligatın Temyiz Süresi Üzerindeki Etkisi:** * **Süre Başlangıcı:** Yargıtay'a göre, 'kanun yollarına başvuru süresinin müdafiye yapılan tebligat ile başladığı kabul edilmelidir.' Yani, müdafiye tebligat yapıldığı anda temyiz süresi işlemeye başlar. **Sanığa Ayrıca Tebligat Yapılması Zorunluluğu (Tebligat Kanunu m. 11 ve CMK m. 35/2):** 1. **Tebligat Kanunu m. 11 Değişikliği:** Tebligat Kanunu'nun 11/1. maddesi, 'Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır' hükmünü içerirken, 3220 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle bu fıkraya 'Ancak Ceza Muhakemeleri Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır' ibaresi eklenmiştir. Bu değişiklik, ceza muhakemesinde sanığın özgürlüğü veya mali durumu gibi şahsi haklarının doğrudan etkilenmesi nedeniyle, müdafiye yapılan tebligatın sanık için yeterli görülmediğini açıkça belirtir. 2. **CMK m. 35/2 Hükmü:** CMK m. 35/2, 'Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur' hükmünü taşır. Bu hüküm, müdafi yanında, kamu davasının tarafı, süjesi ve cezanın sorumlusu olan sanığa da kararın ayrıca tebliğ edilmesini hukuken geçerli ve zorunlu kılar. 3. **Müdafi ile Vekil Farkı:** Yargıtay, 'Müdafi', 'vekilden' farklı olarak şüphelinin/sanığın temsilcisi değil, ondan bağımsız ayrı bir ceza muhakemesi organı/öznesi' olduğunu vurgular. Müdafilik kamusal bir görevdir ve müdafiin sanıktan bağımsız, serbest ve talimat ile bağlı olmayan bir konumu vardır. Bu farklılık, sanığın doğrudan bilgilendirilmesi gerekliliğini ortaya koyar. **Adil Yargılanma Hakkı ile İlişkisi:** Sanığa ayrıca tebligat yapılması, 'adil yargılanma hakkının' (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) bir parçası olan 'etkin başvuru yolu' ve 'savunma hakkının' güvence altına alınması açısından hayati öneme sahiptir: 1. **Bilgi Edinme Hakkı:** Sanığın kararın içeriği hakkında doğrudan bilgi sahibi olmasını sağlar. 2. **Eski Hale Getirme İmkanı:** Müdafiin kusurlu davranışı (örn. süreyi geçirmesi) nedeniyle sanığın kanun yoluna başvuru süresini kaçırması hâlinde, sanığın bu durumdan haberdar olması, CMK m. 40 uyarınca 'eski hâle getirme' talebinde bulunma imkânı verir. Aksi takdirde, sanığın bilgisi dışında oluşan bir hatadan dolayı hak kaybına uğraması, adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelir. Özetle, müdafiye tebligat süreyi başlatsa da, sanığın kendi haklarını etkin bir şekilde kullanabilmesi ve olası hak kayıplarının önüne geçilmesi için sanığa da ayrıca tebligat yapılması yasal bir zorunluluktur.