HMK m. 389'da düzenlenen ihtiyati tedbirin 'dava konusuna kavuşmayı güvence altına alma' amacını, özellikle Covid-19 pandemisi nedeniyle açılan kira bedelinin uyarlanması davalarındaki somut uygulanışı üzerinden analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #167808

HMK m. 389'a göre ihtiyati tedbir, 'mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi' hâllerinde verilir. Bu, davanın sonunda elde edilecek hükmün icrasının güvence altına alınmasıdır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/3452 E., 2021/6001 K. sayılı kararı, bu amacı Covid-19 pandemisi nedeniyle açılan kira bedelinin uyarlanması davalarında somutlaştırmıştır: **Covid-19 Pandemisi ve Kira Uyarlaması Davaları:** 1. **Davanın Amacı:** Kira uyarlaması davalarındaki amaç, Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 138. maddesine dayanarak, gerçekleşen olağanüstü durumlar (pandemi, kısıtlayıcı idari tedbirler) karşısında başlangıçta var olan edimler arasındaki adaletin yeniden tesis edilmesi ve 'sözleşmenin ayakta tutulması'dır. Amaç, sözleşmenin feshi veya dönme değil, koşulların değiştirilmesiyle devamlılığını sağlamaktır. 2. **Gecikme ve Sakınca:** Pandemi nedeniyle açılan uyarlama talepli dava sürecinin uzaması halinde, kiracıların faaliyetlerinin yasaklanması veya kısıtlanması, işletme cirolarının azalması gibi nedenlerle kira bedelini ödeyememe ve TBK m. 315 uyarınca 'temerrüt nedeniyle tahliye' riskiyle karşılaşmaları ciddi bir sakınca ve telafisi güç bir zarar oluşturur. 3. **İhtiyati Tedbirin Rolü:** Yargıtay, bu tür durumlarda ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde, uyarlama davasından beklenen 'sözleşmenin ayakta tutulması' amacına ulaşılamayacağını, yargılama sonucu verilecek uyarlama kararının 'işlevsiz hale geleceğini' belirtmiştir. Bu nedenle, 'davacının açmış olduğu davayı kazanması halinde dava konusu olan şeye kavuşmasını daha dava sırasında güvence altına almak' ve 'mağduriyetin önüne geçmek' amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilebileceğini kabul etmiştir. Bu kararlar, ihtiyati tedbirin sadece maddi malvarlığını korumakla kalmayıp, hukuki ilişkilerin devamlılığını ve davanın pratik amacının gerçekleşmesini de güvence altına alabileceğini göstermektedir. Tedbir, uyuşmazlığın esasını tamamen çözmese de, yargılama sonucunda elde edilecek hakkın fiilen elde edilmesini imkansız kılacak durumları önlemede hayati bir rol oynamaktadır.