Türk Ceza Kanunu (TCK) m. 150/2'nin uygulanmasında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bazı somut olaylarda 'değer azlığı indirimi'nin yapılmaması yönündeki içtihatlarını, 'ortaya çıkan tehlike' veya 'işlenen fiilin ağırlığı' bağlamında örnekleyerek açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #167804

TCK m. 150/2, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle verilecek cezada indirim yapılabilmesini öngörür. Ancak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Daireleri, hâkime tanınan bu takdir yetkisinin keyfiliğe kaçmadan, somut olayın özelliklerine ve 'işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı' olarak kullanılması gerektiğini vurgulamaktadır (Yargıtay 6. CD 2022/11154 E., 2022/15378 K.). Bu bağlamda, malın değeri az olsa bile, bazı durumlarda indirim yapılmaması hukuka, vicdana ve adalete uygun görülebilmektedir. **Değer Azlığı İndiriminin Yapılmadığı Durumlar:** 1. **Ortaya Çıkan Tehlike:** Yargıtay'ın benimsenen içtihatlarına göre, bazı eşyaların çalınması durumunda ortaya çıkan tehlike veya bunların yeniden çıkartılması için sarf edilecek emek ve mesai gibi unsurlar gözetilerek değer azlığı indirimi yapılmayabilir. Örneğin, rögar kapağı, plaka, sürücü belgesi, kimlik belgesi ve bankamatik kartı gibi eşyaların hırsızlık suçuna konu olması halinde (TCK m. 145 için de geçerli benzer durumlar) bu indirimin uygulanmaması mümkündür. Yağma suçunda ise, bu tür bir eşyanın cebir veya tehditle alınması daha da ciddi bir tehlike yaratır. 2. **İşlenen Fiilin Ağırlığı/Birlikte İşlenen Diğer Suçlar:** Yağma suçuyla birlikte kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, cinsel istismar gibi ağır suçların işlenmesi hallerinde, yağmalanan malın değerinin azlığına rağmen indirim yapılmaması hukuka ve vicdana uygun olacaktır. Bu durum, failin fiilindeki genel haksızlık içeriğinin ve mağdur üzerindeki etkisinin sadece malın değeriyle sınırlı olmadığını, diğer suçların ağırlığının da nazara alınması gerektiğini gösterir. **Örnek Karar:** Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/358 E., 2019/407 K. sayılı kararında, sanığın iki mağdur çocuktan (12 ve 14 yaşlarında) cebirle aldığı 1'er TL için değer azlığı indiriminin uygulanmamasına karar verilmiştir. Gerekçe olarak, suç tarihinde 1'er TL'nin miktar itibarıyla az olduğu konusunda tereddüt bulunmamasına rağmen, bu paranın çocuklar için önemi, sanığın cinsel istismar eylemleri ve tehditleri, failin kastının yoğunluğu ve mağdurların maruz kaldığı eylemin ağırlığı gösterilmiştir. Bu karar, malın değerinin nominal olarak az olmasının tek başına yeterli olmadığını, somut olayın tüm koşullarının ve fiilin genel ağırlığının değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Bu içtihatlar, TCK m. 150/2'nin otomatik bir indirim maddesi olmadığını, hâkimin her olayı kendi bağlamında, adalet ve orantılılık ilkeleri çerçevesinde değerlendirmesi gerektiğini vurgulamaktadır.