HMK m. 389'a göre, ihtiyati tedbirde asıl olanın 'ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması' ve 'bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkması' olduğu belirtilmiştir. Bu iki temel şartın, ihtiyati tedbir yargılamasındaki ispat yükü ve ölçüsü üzerindeki etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #167791

HMK m. 389'un gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere, ihtiyati tedbirde asıl olan, 'ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması' ve 'bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkması'dır. Bu iki temel şart, ihtiyati tedbir yargılamasındaki ispat yükü ve ölçüsü üzerinde doğrudan etkilidir: 1. **İhtiyati Tedbire Esas Olan Bir Hakkın Bulunması (Hak):** * **İspat Yükü:** İhtiyati tedbir talep eden taraf (davacının), iddia ettiği hakkın varlığını ispat yükü altındadır (HMK m. 390/3). Bu, hakimin, talep edenin iddia ettiği hakkın varlığına kanaat getirmesi için gerekli bilgi ve belgeleri sunması gerektiği anlamına gelir. Hak, uyuşmazlık konusu olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hakkı ifade eder (HMK m. 389/1). * **İspat Ölçüsü:** Bu hakkın varlığı konusunda 'tam ispat' aranmaz. Yargıtay'ın da belirttiği üzere (örn. Yargıtay 3. HD 2021/3452 E., 2021/6001 K.), 'yaklaşık ispat' yeterlidir. Yaklaşık ispat, hakimin, ihtiyati tedbir isteyenin hakkının mevcut olduğuna 'kuvvetle muhtemel görmesi' veya 'kanaat getirmesi' anlamına gelir. Hakim, iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğruluğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu, kesin bir delile dayalı ispat yerine, makul bir şüpheye mahal vermeyecek şekilde, hakkın varlığına dair güçlü bir görünümün sunulmasını gerektirir. 2. **Bir İhtiyati Tedbir Sebebinin Ortaya Çıkması (Sebep):** * **İspat Yükü:** Talep eden, hakkının elde edilmesinin zorlaşması, imkansızlaşması veya gecikme sebebiyle sakınca/ciddi zarar doğacağı yönündeki endişesini somut olaylarla ispat etmekle yükümlüdür (HMK m. 389/1). Bu sebep, ihtiyati tedbirin aciliyetini ve gerekliliğini ortaya koyar. * **İspat Ölçüsü:** Yine 'yaklaşık ispat' ölçüsü geçerlidir. Hakimin, sunulan delillerle bu sakınca veya zararın doğacağına dair makul bir endişe taşıması yeterlidir. Örneğin, davalının mal kaçırma hazırlığında olduğuna dair emareler, borçlunun ödeme güçlüğü çekmesi gibi durumlar yaklaşık ispatla gösterilebilir. Bu iki şartın yaklaşık ispatla dahi olsa birlikte bulunması, mahkemeye ihtiyati tedbir kararı verme yetkisi verir. Bu esneklik, ihtiyati tedbirin geçici ve acil koruma sağlama amacına hizmet eder.