Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 260'a göre, 'adil yargılanma hakkı' çerçevesinde hükmün yoklukta kurularak temyiz hakkı olanlara usulüne uygun tebliğ edilmemesinin temyiz süresi üzerindeki etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #167785

CMK m. 260/1, kanun yollarına başvurma hakkını güvence altına alırken, bu hakkın etkin kullanımı için hükmün ilgili taraflara usulüne uygun şekilde bildirilmesi esastır. Hükmün yoklukta kurulması ve tebligatın usulüne uygun yapılmaması, temyiz süresinin işlemeye başlamamasını engeller. **Hukuki Dayanak ve Uygulama:** 1. **Anayasal Temel:** Anayasa'nın 40/2. maddesi, Devletin işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorunda olduğunu öngörür. CMK m. 34/2 ve m. 232/6 da kararlarda kanun yolu, süresi, mercii ve şekillerinin açıkça belirtilmesini emredici nitelikte düzenler. 2. **Tebligatın Önemi:** CMK'nın 35/2. maddesi, 'koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur' hükmünü taşır. Bu, yoklukta verilen hükümlerin ilgili taraflara usulüne uygun tebliğ edilmesini zorunlu kılar. 3. **Temyiz Süresinin Başlaması:** Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre (örn. Yargıtay CGK 2018/384 E., 2018/384 K.; Yargıtay CGK 2019/216 E., 2019/216 K.), yoklukta kurulan hükmün temyiz hakkı olanlara usulüne uygun tebliğ edilmediği hâllerde temyiz süresi işlemeye başlamaz. Bu durumda, ilgili tarafın 'öğrenme üzerine' verdiği temyiz dilekçeleri süresinde kabul edilir. 4. **Hak Kaybı ve Sonuçları:** Temyiz etme ihtimali tüketilmeden temyiz incelemesi yapılamaz. Eğer inceleme yapılıp onama kararı verilirse, temyiz edilme ihtimali bulunduğundan hükmün kesinleşmesinden söz edilemez ve onama kararı hukuki sonuç doğuramaz. Bu durum, hukuki değer ifade etmeyen bir işlem olur. Yanıltıcı veya eksik kanun yolu bildirimi de, kişinin kusuru olmaksızın süreyi geçirmesine neden olursa, eski hale getirme imkanı doğurabilir (CMK m. 40). Özetle, hükmün ilgili taraflara usulüne uygun tebliğ edilmesi, kanun yollarına başvuru süresinin doğru bir şekilde başlaması ve adil yargılanma hakkının güvence altına alınması için mutlak bir şarttır. Aksi takdirde, kararın kesinleşmesi ve infazı hukuken sorunlu hale gelir.