HMK m. 389 bağlamında, yargılamanın başında davadan haberdar edilmeyen ve suçtan zarar gören İ.Ç. hakkında, 'resmi belgede sahtecilik' suçundan verilen hükmün temyiz incelemesinin nasıl yapılması gerektiğini Ceza Genel Kurulu'nun 2019/22 E., 2019/22 K. sayılı kararı ışığında açıklayınız.
CMK m. 260/1, 'katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar' için kanun yollarının açık olduğunu belirtir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/22 E., 2019/22 K. sayılı kararı, sanığın fotoğrafını değiştirerek kullandığı nüfus cüzdanının sahibi olan İ.Ç.'nin, sahtecilik suçundan 'doğrudan doğruya zarar gördüğü' ve bu nedenle davadan haberdar edilmesi zorunluluğunun bulunduğu kabul etmiştir. Bu kararda, yargılamanın başında davadan haberdar edilmeyen ve hakları kısıtlanan bu kişilerin temyiz incelemesi sürecindeki durumu şöyle açıklanmıştır: 1. **Tevdi Kararı:** Yerel Mahkemece duruşmadan haberdar edilmeyen suçtan zarar görene (İ.Ç.) gerekçeli kararın tebliğ edilmesi (CMK m. 35/2) kanuni bir zorunluluktur. Bu durum tespit edildiğinde, Özel Daire öncelikle 'tevdi kararı' vermelidir. Tevdi kararı ile dosya yerel mahkemeye gönderilerek, gerekçeli kararın İ.Ç.'ye tebliği sağlanır ve temyiz süresi başlatılır. 2. **Temyiz Sürecinin İşlemesi:** Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren İ.Ç.'nin hükmü temyiz edip etmemesine göre süreç belirlenir: * **Temyiz Edilmemesi:** Eğer İ.Ç. tarafından hüküm tebliğe rağmen temyiz edilmezse, temyiz davası sadece Cumhuriyet savcısının veya diğer ilgili kişilerin temyiziyle sınırlı olarak sonuçlandırılır. * **Temyiz Edilmesi:** Eğer İ.Ç. tarafından temyiz edilirse, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ek tebliğname düzenlenmesi sağlanır. İ.Ç., CMK m. 260 uyarınca 'katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören' sıfatıyla davaya katılan olarak kabul edilir ve tüm temyiz istemleri birlikte ve tek seferde incelenerek temyiz davası sonuçlandırılır. Bu uygulama, Anayasa'nın 40. maddesindeki hak arama hürriyeti ve CMK'nın ilgili hükümleri uyarınca, yargılama sürecindeki hak kayıplarını önlemeyi ve adil yargılanma hakkını güvence altına almayı amaçlamaktadır. Yargılamanın başında haberdar edilmesi gereken ancak bu hakkı kullandırılmayan kişinin, kanundan kaynaklanan hakkını kullanabilmesi için bu prosedür hayati önem taşır.