HMK m. 389'da düzenlenen ihtiyati tedbirin 'geçici nitelikte' bir karar olması, 'kesin hüküm' teşkil etmemesi ve 'asıl dava konusu olan hakkın varlığına karine teşkil etmemesi' ilkelerini hukuki sonuçları açısından değerlendiriniz.
İhtiyati tedbir kararı, HMK m. 389 vd. uyarınca yargılama boyunca hakkın korunmasını sağlayan 'geçici nitelikte' bir hukuki korumadır. Bu geçicilik, kararın hukuki sonuçları açısından üç önemli ilkeyi beraberinde getirir: 1. **Geçici Nitelik:** İhtiyati tedbir kararları, davanın esası hakkında nihai bir çözüm getirmezler. Amaç, dava devam ederken ve hükmün kesinleşmesine kadar olan süreçte meydana gelebilecek zararları önlemek veya hakkın elde edilmesini güvence altına almaktır. Bu nedenle, durum ve şartların değişmesi halinde ihtiyati tedbir kararı talep üzerine kaldırılabileceği gibi gözden geçirilip gerekirse değişikliğe de gidilebilir (Yargıtay 3. HD 2021/3452 E., 2021/6001 K.; HMK m. 396). 2. **Kesin Hüküm Teşkil Etmemesi:** İhtiyati tedbir kararları, davanın esası hakkında verilmiş bir karar olmadıkları için kesin hüküm (HMK m. 303) gücüne sahip değildirler. Yani, ihtiyati tedbir talebinin kabulü veya reddi, asıl davada verilecek kararı (kabul veya reddi) bağlamaz. Esas hakkında verilecek karar, tedbir kararından bağımsız olarak, tam ispat kurallarına göre verilir. 3. **Asıl Dava Konusu Hakkın Varlığına Karine Teşkil Etmemesi:** Bir ihtiyati tedbir kararının verilmiş olması, tedbire konu hakkın gerçekten var olduğuna dair bir 'karine' (varsayım) oluşturmaz. Zira ihtiyati tedbir kararı, yalnızca 'yaklaşık ispat' (HMK m. 390/3) ölçüsüyle verilir ve hakimin sadece 'kuvvetle muhtemel görmesi' yeterlidir. Asıl davada, hakkın varlığı 'tam ispat' ölçüsüne göre yeniden ve bağımsız olarak değerlendirilecektir. Bu ilke, hakimin ihtiyati tedbir kararı verirken davanın esası hakkında karar vermemesini ve bu nedenle reddedilememesini de açıklar (Yargıtay 3. HD 2021/3452 E., 2021/6001 K.). Bu üç ilke, ihtiyati tedbirin amacını (hakkı korumak, cezalandırmak veya baskı altına almak değil) ve geçici niteliğini vurgulayarak, esas yargılamayı etkilemeden hukuki güvence sağlamayı hedefler.