TCK m. 150/1'de düzenlenen 'hukuki ilişkiye dayanan alacak' ile ilgili olarak, eşler arasındaki ziynet eşyası uyuşmazlıklarının bu madde kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini Türk Medeni Kanunu (TMK) hükümleri ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #167756

TCK m. 150/1'in uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran 'meşru bir hukuki ilişki'nin bulunması gereklidir. Eşler arasındaki ziynet eşyası uyuşmazlıkları bu bağlamda değerlendirilmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/275 E., 2019/563 K. ve 2018/122 E., 2018/122 K. sayılı kararlarında belirtildiği üzere: - Türk Medeni Kanunu (TMK) 4721 sayılı Kanun ile edinilmiş mallara katılma rejimini yasal mal rejimi olarak benimsemiştir (TMK m. 218). - TMK m. 220/1'e göre, eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyaları kişisel maldır. Eşlerden birine takılan takılar, kural olarak bağışlama niteliği taşıdıkları için, kim tarafından alınmış olursa olsun kadının kişisel malı sayılır. - Kadının ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere erkek eşe verdiğinin ispatı gerektiğinden, erkek eşin bu durumu ispat etmesi gerekir. Bu bağlamda, eğer zorla alınan ziynet eşyaları mağdur eşin kişisel malı niteliğindeki takılar ise, eşler arasında 'edinilmiş mallara katılma rejimine' dayalı bir hukuki ilişkiden söz edilemez. Zira edinilmiş mallara katılma rejimi, kişisel malları kapsamaz. Fail eşin, suça konu ziynet eşyalarında hak sahibi olduğuna dair bir iddiası dahi bulunmadığı, aksine bunların kişisel mal niteliğinde olduğu anlaşıldığında, TCK m. 150/1'in uygulanma koşullarının oluşmadığı kabul edilmektedir. Yani, eşin kendi eşine ait ziynet eşyalarını cebir veya tehditle alması durumunda, bu ziynetler eşin kişisel malı ise, fail eşin bu eşyalarda hukuki bir alacağı olmadığından TCK m. 150/1 hükümleri uygulanmaz ve yağma suçundan sorumlu tutulur. Madde, alacaklı-borçlu ilişkisine dayanır ve eşin kişisel malı üzerinde eşin alacak hakkı bulunmamaktadır.