Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2018/535 sayılı kararında, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın, hangi suçlardan açılan davalara katılma hakkı olduğu, hangilerine olmadığı şeklinde bir ayrıma gidilmesinin temel mantığı nedir?
Bu ayrımın temel mantığı, 'suçtan doğrudan zarar görme' ilkesidir. Bir kurumun bir davaya katılabilmesi için, o suçtan dolayı hukuken korunan menfaatlerinin doğrudan ihlal edilmiş olması gerekir. Kararda, mağdurları çocuk olan 'kasten yaralama' suçları bakımından, Bakanlığın 6284 sayılı Kanun ve diğer mevzuat uyarınca çocukların korunması ve esenliğinden sorumlu olması nedeniyle suçtan 'doğrudan' zarar gördüğü kabul edilmiştir. Bu nedenle bu suçlardan açılan davaya katılma hakkı vardır. Ancak, aynı olayda işlenen '6136 sayılı Yasaya aykırılık' (ruhsatsız silah) suçu, genel kamu güvenliğini hedef alan bir suçtur ve bu suçtan Bakanlığın doğrudan, somut bir zararı veya ihlal edilen özel bir menfaati yoktur. Bu nedenle, bu suçtan açılan davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı olmadığına karar verilmiştir. Bu, katılma hakkının her suç için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini gösterir.