HMK m. 389'un gerekçesinde, ihtiyati tedbirde asıl olanın 'ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkması' olduğu belirtilmiştir. Bu iki şart arasında bir öncelik-sonralık ilişkisi var mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #167739

Her ne kadar kanun metninde veya gerekçede açık bir öncelik-sonralık ilişkisi belirtilmese de, mantıksal olarak mahkemenin önce 'ihtiyati tedbire esas olan hakkın' varlığını araştırması gerekir. Çünkü ortada korunmaya değer bir 'hak iddiası' yoksa, bir 'tehlikenin' (tedbir sebebinin) bulunup bulunmadığını araştırmanın bir anlamı kalmaz. Mahkeme, öncelikle davacının davasında haklı çıkma ihtimalinin bulunduğuna (yaklaşık ispat) kanaat getirmelidir. Ancak bu şartın varlığı, tek başına tedbir için yeterli değildir. Bu ilk aşamayı geçtikten sonra, mahkeme ikinci aşama olarak, bu hakkın bir tehlike altında olup olmadığını, yani bir 'ihtiyati tedbir sebebinin' var olup olmadığını araştırmalıdır. Dolayısıyla, mantıksal bir silsile içinde, hak iddiasının varlığının tespiti, tedbir sebebinin varlığının tespitinden önce gelir.