TCK m. 150/1'in gerekçesinde, 765 sayılı TCK'daki 'ihkak-ı hak' suçunun 'adliye aleyhine işlenen bir suç' olarak düzenlendiği, yeni düzenlemeyle ise 'malvarlığına ilişkin bir suç' haline dönüştürüldüğü belirtilmektedir. Bu değişikliğin korunan hukuki değer açısından anlamı nedir?
Bu değişiklik, korunan hukuki değerde önemli bir kayma olduğunu göstermektedir. 765 sayılı TCK'da 'ihkak-ı hak', devletin yargı ve cebri icra tekelini ihlal ettiği, yani kişinin kendi hakkını devlet yerine kendisinin almaya kalkıştığı için, öncelikli olarak 'adliyenin saygınlığı' ve 'kamu otoritesini' koruyan bir suç tipiydi. 5237 sayılı TCK ise, bu eylemi Yağma suçunun (TCK m. 150/1) veya Hırsızlık suçunun (TCK m. 144) daha az cezayı gerektiren bir hali olarak 'Malvarlığına Karşı Suçlar' bölümünde düzenlemiştir. Bu, kanun koyucunun eylemde korunan öncelikli hukuki değeri, 'kamu otoritesi'nden ziyade, 'malvarlığı hakları' ve eylemin işleniş şekline göre 'kişi özgürlüğü (tehdit)' veya 'vücut dokunulmazlığı (yaralama)' olarak gördüğünü göstermektedir. Yani odak, devletin otoritesinden, bireyin haklarına kaymıştır.