Bir davanın taraflarından birinin, diğer taraf lehine tanıklık yapan bir tanığın ifadesini etkisiz kılmak için o tanık hakkında suç duyurusunda bulunması, ceza muhakemesi ilkeleri açısından nasıl değerlendirilir?
Bu durum, 'adil yargılanma hakkı' ve 'silahların eşitliği' ilkeleri açısından sorunlu bir davranış olarak değerlendirilebilir. Tanık, yargılamanın seyrini etkileyebilecek önemli bir delil kaynağıdır. Bir tarafın, aleyhine ifade veren bir tanığı sindirmek, korkutmak veya beyanlarının güvenirliğini sarsmak amacıyla, dayanaksız veya kötü niyetli bir şekilde suç duyurusunda bulunması, tanığın özgürce ifade vermesini engelleyebilir ve maddi gerçeğe ulaşılmasını zorlaştırabilir. Mahkemenin, bu tür girişimlere karşı tanığı koruması ve ifadenin doğruluğunu, tanık hakkındaki suçlamadan bağımsız olarak, dosyadaki diğer delillerle birlikte objektif bir şekilde değerlendirmesi gerekir. Eğer suç duyurusunun asılsız olduğu ve sırf tanığı baskı altına almak için yapıldığı anlaşılırsa, bu durum TCK m. 267'deki 'iftira' suçunu oluşturabilir.