Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2016/11651 E. sayılı kararında, iflasın ertelenmesi davasında verilen ihtiyati tedbir kararı uyarınca 'takiplerin durdurulması' gerekirken, icra mahkemesinin 'takibin iptaline' karar vermesi neden isabetsiz bulunmuş ve nasıl düzeltilmiştir?
Kararda bu durum isabetsiz bulunmuştur çünkü 'takibin durdurulması' ile 'takibin iptali' farklı hukuki sonuçlar doğurur. İflasın ertelenmesi davasında İİK m. 179/b uyarınca verilen ihtiyati tedbir, erteleme süresince borçlunun malvarlığının korunmasını amaçlayan 'geçici' bir tedbirdir ve bu süreçte mevcut ve yapılacak takipleri 'durdurur'. 'Takibin iptali' ise, takibin hukuki dayanağının ortadan kalktığı anlamına gelen, daha kalıcı ve nihai bir sonuçtur. İflas erteleme davasının reddedilmesi halinde duran takipler devam edebilirken, iptal edilen bir takip canlandırılamaz. Yargıtay, icra mahkemesinin tedbirin niteliğini aşan ve daha ileri giden bir karar vererek takibi iptal etmesini hukuka aykırı bulmuştur. Ancak bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama gerektirmediğine kanaat getirerek, CMUK m. 322 (HUMK m. 438) uyarınca hükmü 'düzelterek onamış' ve 'iptaline' kelimesini 'takibin durdurulmasına' şeklinde değiştirmiştir.