Bir sanığın TCK m. 221 kapsamında etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak verdiği ifadenin, başka bir sanığın yargılandığı davada delil olarak kullanılmasının hukuki şartları nelerdir? CGK'nın 2020/159 E. sayılı kararında bu konu AİHS ve CMK hükümleri açısından nasıl değerlendirilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #167483

CGK'nın 2020/159 E. sayılı kararında, etkin pişmanlıkta bulunan bir sanığın (itirafçının) ifadesinin başka bir davada delil olarak kullanılabileceği kabul edilmiştir. Ancak bunun için bazı hukuki şartlar vardır: 1) İfade, kişinin kendi özgür iradesiyle, kanuna aykırı bir vaat veya zorlama olmaksızın verilmiş olmalıdır. 2) Bu ifadenin delil olarak kullanılacağı davada, yargılanan sanığa ve müdafisine AİHS m. 6'da güvence altına alınan 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkeleri uyarınca etkin itiraz yolları tanınmalıdır. Yani, sanık ve müdafisi, duruşmada tanık olarak dinlenen itirafçıya doğrudan soru sorma (CMK m. 201), beyanlarına karşı savunma yapma ve delillerini sunma imkanına sahip olmalıdır. 3) Gizli tanıklıkta olduğu gibi, tek başına itirafçı beyanına dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulmamalı, bu beyanlar mutlaka yan delillerle desteklenmelidir. Bu şartlar sağlandığında, itirafçı beyanı hukuka uygun bir delil olarak kabul edilir.