AYM'nin 2024/54 K. sayılı kararında, tutuklama nedeniyle terfi edemeyen ve sonrasında beraat eden personele maaş farkı ödenmemesini öngören kural, Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen 'ölçülülük' ilkesi açısından incelendiğinde nasıl bir sonuca ulaşılır? Bu sınırlamanın meşru bir amacının olmaması, ölçülülük denetimini nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #167217

Anayasa'nın 13. maddesine göre bir sınırlamanın ölçülü sayılabilmesi için 'elverişlilik', 'gereklilik' ve 'orantılılık' alt ilkelerine uygun olması gerekir. Ancak ölçülülük denetiminin yapılabilmesinin ön koşulu, sınırlamanın Anayasa'da öngörülen meşru bir amaca (kamu yararı, kamu düzeni, genel sağlık vb.) dayanmasıdır. AYM, 2024/54 K. sayılı kararında, beraat eden personele maaş farkı ödenmemesini öngören kuralın 'herhangi bir meşru amacı tespit edilememiştir' sonucuna varmıştır. Bir sınırlamanın meşru bir amacı yoksa, o sınırlamanın ölçülülük denetimine tabi tutulmasına gerek kalmaz; sınırlama doğrudan Anayasa'ya aykırı hale gelir. Çünkü meşru bir amaca hizmet etmeyen bir müdahale, tanımı gereği elverişli, gerekli ve orantılı olamaz. Dolayısıyla, AYM'nin meşru amaç bulamaması, kuralın ölçülülük denetimini geçemeyeceği ve Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerini ihlal ettiği sonucunu doğurmuştur. (Kaynak: tutuklanma-nedeniyle-terfi-edemeyenler)