Basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat davasında, davaya konu kitabın 'gerçeklik, kamu yararı, güncellik, konuyla anlatım arasında düşünsel bağlılık' unsurlarını taşıdığı savunması, hukukun hangi temel ilkesine dayanmaktadır? Bu savunmanın başarılı olabilmesi için hangi koşulların bir arada bulunması gerekir?
Bu savunma, Anayasa'da güvence altına alınan 'basın özgürlüğü' ve 'ifade özgürlüğü' ilkelerine dayanmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir yayının hukuka aykırı sayılmaması ve tazminat sorumluluğu doğurmaması için, eleştiri ve haber verme hakkı sınırları içinde kalması gerekir. Metinde davalı vekilinin savunduğu bu unsurlar, basın özgürlüğünün sınırlarını çizen kriterlerdir: 1) Gerçeklik: Haberin veya bilginin en azından görünürde gerçek olması. 2) Kamu Yararı: Konunun toplumu ilgilendirmesi, kamusal bir tartışmaya katkı sunması. 3) Güncellik: Konunun güncel olması. 4) Konuyla Anlatım Arasında Düşünsel Bağlılık: Kullanılan ifadelerin, eleştirilen konuyla ilgili olması, konudan bağımsız, salt aşağılama ve hakaret amacı taşımaması. Bu dört unsurun bir arada bulunması halinde, yapılan yayın basın ve ifade özgürlüğü kapsamında korunur ve hukuka uygun kabul edilir. Ancak bu unsurlardan biri eksikse, özellikle kullanılan ifadeler gereksiz yere küçültücü ve aşağılayıcı ise, eylem hukuka aykırı hale gelir ve manevi tazminat sorumluluğu doğar. (Kaynak: basin-yoluyla-hakaret-sucu)