Basın yoluyla hakaret suçundan kaynaklanan manevi tazminat davasında, davalı zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2014/1883 E. sayılı kararında, bu defin reddedilmesinin iki temel gerekçesi nedir? Ceza zamanaşımı bu tür davalarda nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #167184

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında zamanaşımı def'inin reddedilmesinin iki temel gerekçesi şunlardır: 1) Sübjektif Öğrenme Tarihi: 818 sayılı BK m.60/1'e göre 1 yıllık kısa zamanaşımı süresi, davacının 'saldırıyı ve failini öğrendiği' andan itibaren başlar. Davacı, 2008 baskısı kitabı 2013'te öğrendiğini iddia etmiş ve davalı, davacının daha önce öğrendiğini ispatlayamamıştır. Öğrenme tarihi davacının beyanına göre kabul edildiğinden, dava süresinde açılmıştır. 2) Ceza Zamanaşımı (Uzatılmış Zamanaşımı): BK m.60/2'ye göre, eğer haksız fiil aynı zamanda ceza kanununa göre daha uzun zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa, hukuk davasında da bu uzun ceza zamanaşımı süresi uygulanır. Davalının eylemi 'basın yoluyla hakaret' suçunu oluşturma potansiyeli taşımaktadır. Suç tarihi olan 2008 yılı dikkate alındığında, bu suç için öngörülen ceza zamanaşımı süresi dolmamıştır. Bu nedenle, 1 yıllık kısa süre dolsa bile, daha uzun olan ceza zamanaşımı süresi uygulanacağından dava zamanaşımına uğramamıştır. (Kaynak: basin-yoluyla-hakaret-sucu)