Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2012/5493 E. sayılı kararında, 'çevrenin kasten kirletilmesi' (TCK m.181) suçunun unsurları arasında sayılan 'çevreye zarar verecek şekilde' kavramı nasıl yorumlanmıştır? Bu suçun oluşması için somut bir zararın gerçekleşmesi şart mıdır?
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, 'çevreye zarar verecek şekilde' kavramının, 'gerçekleşen somut bir zararı değil, zarar vermeye elverişliliği, zarar ihtimalini' anlattığı belirtilmiştir. Bu yoruma göre, 'çevrenin kasten kirletilmesi' suçu, somut bir zararın meydana gelmesini gerektirmeyen, bir 'tehlike suçu' olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla, atık veya artığın kanunlarda belirtilen teknik usullere aykırı olarak alıcı ortama (toprak, su, hava) kasten verilmesiyle suç oluşur. Bu atığın çevreye zarar verme potansiyeli taşıması (zarara elverişli olması) suçun oluşumu için yeterlidir; fiilen bir zararın gerçekleşmesi, suçun unsuru veya cezalandırma şartı değildir. Zararın gerçekleşmesi, TCK m.181'in sonraki fıkralarında bir nitelikli hal olarak ayrıca düzenlenmiştir. (Kaynak: tck-madde-344-yururluk)