Vakıf üniversitelerinde çalışan öğretim elemanlarının iş sözleşmelerinin feshinden doğan uyuşmazlıklarda görevli yargı kolu konusunda Uyuşmazlık Mahkemesi ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları arasında ortaya çıkan içtihat farklılığının temel nedenlerini açıklayınız. Uyuşmazlık Mahkemesi'nin son kararlarında benimsediği görüş nedir ve bu görüş hangi hukuki gerekçelere dayanmaktadır?
İçtihat farklılığının temel nedeni, vakıf üniversitesi ile öğretim elemanı arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin farklı yorumlanmasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (örn: 2021/1668 K.), bu ilişkinin 'sözleşme özgürlüğüne dayalı bir özel hukuk sözleşmesi' olduğunu, mali ve idari konuların taraflarca belirlendiğini ve bu nedenle uyuşmazlığın 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında adli yargıda (İş Mahkemesi) görülmesi gerektiğini savunmuştur. Uyuşmazlık Mahkemesi ise (örn: 2012/234 K. ve en son 2020/626 K.), vakıf üniversitelerinin kanunla kurulan, kamu tüzel kişiliğine sahip kurumlar olduğunu ve gördükleri yükseköğretim hizmetinin bir 'kamu hizmeti' olduğunu vurgulamaktadır. Bu yaklaşıma göre: 1) Vakıf üniversiteleri kamu tüzel kişisidir. 2) Yükseköğretim bir kamu hizmetidir. 3) Öğretim elemanlarının statüsü, atamaları ve özlük hakları 2547 sayılı Kanun ile düzenlenmiş olup, bu kişiler 'kamu personeli' niteliğindedir. 4) Bu nedenle, sözleşmenin feshi tek taraflı bir 'idari işlem' niteliği taşır. Uyuşmazlık Mahkemesi'nin tespit edilebilen en yeni tarihli kararlarında da bu görüş benimsenmiş ve bu tür uyuşmazlıkların çözümünde 2577 sayılı Kanun uyarınca 'idari yargının' görevli olduğuna hükmedilmiştir. (Kaynak: vakif-universitelerinde-calisan-ogretim-elemanlarinin-haksiz-fesih-davalarinda-görevli-mahkeme)