TMK m.303'te düzenlenen babalık davası açma süreleri, Anayasa Mahkemesi'nin 2011 ve 2012 tarihli iptal kararlarıyla nasıl bir değişikliğe uğramıştır? Bu iptal kararlarının, derdest olan (henüz kesinleşmemiş) davalara etkisi nedir?
TMK m.303, ananın dava hakkını doğumdan itibaren bir yılla sınırlarken; çocuk için de kayyım atanmışsa tebliğden, atanmamışsa ergin olduğu tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre öngörmekteydi. Anayasa Mahkemesi, 27.10.2011 ve 15.03.2012 tarihli kararlarıyla, 'çocuk' yönünden babalık davası açma hakkını kısıtlayan bu hak düşürücü süreleri Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmiştir. Yargıtay HGK'nın 2017/1927 E., 2018/1471 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, Anayasa Mahkemesi iptal kararları geriye yürümez ancak 'maddi anlamda kesinleşmemiş ve derdest olan davalara da uygulanması zorunludur'. Bu kararlar, usuli kazanılmış hakların da bir istisnasını teşkil eder. Dolayısıyla, AYM'nin iptal kararları sonucunda, çocuk için babalık davası açmada herhangi bir hak düşürücü süre kalmamıştır. Dava devam ederken bu iptaller gerçekleşmişse, mahkeme artık davayı süre aşımı nedeniyle reddedemez ve işin esasına girmek zorundadır. (Kaynak: babalik-davasinda-kan-veya-doku-alinmasi)