Bir işveren, işçisinden aldığı istifa dilekçesine dayanarak iş sözleşmesinin sona erdiğini savunmaktadır. Ancak Yargıtay 22. HD'nin 2013/9440 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, işverenin aynı işçi için Türkiye İş Kurumu'na yaptığı bildirimde 'işveren feshi'nden söz etmesi, bu savunmayı nasıl etkiler? Bu durum, hukuki yorumda hangi ilkenin bir yansımasıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #167081

İşverenin, İş-Kur'a yaptığı bildirimde 'işveren feshi'nden söz etmesi, kendi savunmasıyla (işçinin istifa ettiği savunmasıyla) çelişen bir durum yaratır ve istifa savunmasını ciddi şekilde zayıflatır. Yargıtay, bu tür çelişkili durumları, istifa belgesinin gerçek bir iradeye dayanmadığının veya feshin aslında işveren tarafından yapıldığının güçlü bir kanıtı olarak değerlendirir. Bu durum, hukuki yorumda 'çelişkili davranış yasağı' (venire contra factum proprium) ilkesinin bir yansımasıdır. Bu ilkeye göre, bir kimse kendi eylemleriyle yarattığı hukuki görünüme ve güvene aykırı olarak, sonradan farklı bir davranış sergileyerek bundan hak elde edemez. İşveren, bir yandan mahkemede 'işçi istifa etti' derken, diğer yandan resmi bir kuruma 'ben feshettim' şeklinde bildirimde bulunarak çelişkili bir tutum sergilemektedir. Mahkeme, bu çelişkiyi işçi lehine yorumlayarak, feshin işveren tarafından yapıldığına ve istifa dilekçesinin geçerli olmadığına karar verme eğiliminde olacaktır. Bu durumda, feshin haklı olup olmadığı ayrıca değerlendirilir. (Kaynak: https://kadimhukuk.com.tr/makale/kendi-istegiyle-isten-ayrilan-tazminat-alabilir-mi/)