Bir boşanma davasında, kadın tarafından talep edilen ziynet eşyaları için davalı koca, 'geleneklerimize göre düğünde takılanların tamamı erkeğe aittir' şeklinde bir savunma yapmıştır. Bu savunmanın, Yargıtay'ın yerleşik içtihadı karşısındaki hukuki durumu nedir ve bu iddianın ispatı için sadece köy muhtarının tanıklığı neden yeterli görülmemektedir? (YHGK, E. 2017/3-1038)
Bu savunma, Yargıtay'ın 'düğünde takılan tüm ziynetlerin kadına ait olduğu' yönündeki yerleşik içtihadına ve genel kabul görmüş örf ve adet kuralına aykırı, istisnai bir iddiadır. Hukuken, hayatın olağan akışına ve yerleşik içtihalara aykırı bir iddiada bulunan taraf, bu iddiasını ispatla yükümlüdür (HMK m. 190). Bu nedenle, yörede böyle istisnai bir adet olduğunu ispat yükü davalı kocaya aittir. Sadece köy muhtarının tanıklığının yeterli görülmemesinin sebepleri şunlardır: 1) İspat Gücü Zayıflığı: Örf ve adet kuralları, bir toplumda uzun süredir devam eden, genel, sürekli ve bağlayıcı olduğuna inanılan uygulamalardır. Böyle köklü bir kuralın varlığı, tek bir kişinin beyanıyla ispatlanamaz. Bu, kuralın genelliği ve sürekliliği unsurlarıyla çelişir. 2) Objektiflik Eksikliği: Daha güçlü ve objektif delillere ihtiyaç vardır. Yöredeki bu adetin varlığının, o bölgeden seçilecek birden fazla ve birbiriyle tutarlı tanığın beyanları, varsa o yöre hakkında yapılmış etnografik veya sosyolojik çalışmalar, bilirkişi raporları gibi daha nesnel ve güçlü delillerle desteklenmesi gerekir. Yargıtay, ülke genelindeki yaygın bir örf ve adet kuralının, sadece tek bir tanık beyanı gibi zayıf bir delille çürütülemeyeceğini kabul etmektedir. (Kaynak: https://www.zulkufarslan.av.tr/ziynet-esyasinin-aynen-iadesi/)