TCK m. 220/6'nın (örgüt adına suç işleme) Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi, 'suç örgütü kurma suçunun, bazı suçların nitelikli hali veya ağırlaştırıcı nedeni olarak mı düzenlenmesi gerektiği' tartışmasını gündeme getirmiştir. Bu iki farklı düzenleme modeli arasındaki temel fark nedir ve birinin diğerine tercih edilmesinin ceza adaleti açısından ne gibi avantaj veya dezavantajları olabilir?
İki model arasındaki temel fark, suç örgütünün hukuki olarak nasıl ele alındığıdır. 1) Ayrı Bir Suç Olarak Düzenleme (Mevcut Model): Bu modelde, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek veya üye olmak, işlenecek suçlardan bağımsız olarak, başlı başına bir suç olarak tanımlanır. TCK m. 220 ve 314 bu modele dayanır. Avantajı, henüz bir suç işlenmemiş olsa bile, suç işlemeye yönelik tehlikeli bir yapılanmanın ortaya çıktığı anda müdahale etme imkanı tanımasıdır (bir tehlike suçu olarak). Dezavantajı ise, makalede belirtildiği gibi, soyut 'örgüt' kavramı üzerinden cezalandırma yapılması, kanunilik, belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerini zorlayabilmesi, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne orantısız müdahalelere yol açabilmesidir. 2) Nitelikli Hal veya Ağırlaştırıcı Neden Olarak Düzenleme: Bu modelde, 'örgüt kurmak' tek başına bir suç değildir. Ancak, hırsızlık, uyuşturucu ticareti, cinayet gibi belirli suçların bir 'örgütün faaliyeti çerçevesinde' işlenmesi, o suçun cezasını artıran nitelikli bir hal veya genel bir ağırlaştırıcı neden olarak düzenlenir. Avantajı, cezanın somut olarak işlenmiş bir suça bağlanması, böylece kanunilik ve belirlilik ilkelerine daha uygun olmasıdır. Cezalandırma, soyut bir örgüt üyeliğine değil, örgütlü bir şekilde işlenmiş somut bir fiile dayanır. Dezavantajı ise, örgütlü yapıya karşı, henüz bir amaç suç işlemeden müdahale etme imkanını zayıflatmasıdır. Tercih, suçla mücadele etkinliği ile temel hak ve özgürlüklerin korunması arasındaki dengenin nasıl kurulacağına bağlıdır. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/orgut-adina-suc-isleme-sucunun-iptalinin-ilk-yansimalari)