Anlaşmalı boşanma protokolünde eş, 'her türlü nafaka hakkımdan feragat ediyorum' şeklinde beyanda bulunmuştur. Bu beyanın, 'yoksulluk nafakası' ve 'iştirak nafakası' açısından hukuki sonuçları neden farklıdır? Bu farkın temelindeki kamu düzeni mülahazasını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #167070

Bu beyanın hukuki sonuçları, nafaka türlerinin hukuki niteliği ve koruduğu menfaat nedeniyle farklıdır. Yoksulluk Nafakası Açısından Sonucu: Bu beyan, yoksulluk nafakası hakkından kesin ve geçerli bir 'feragat' anlamına gelir. Yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eşin diğer eşten talep ettiği, kişisel ve mali bir haktır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği, kamu düzenini doğrudan ilgilendirmeyen bir konudur. Bu nedenle, bir eşin bu haktan feragat etmesi hukuken geçerlidir ve bu eş, sonradan koşulları değişse bile yeniden yoksulluk nafakası talep edemez. İştirak Nafakası Açısından Sonucu: Bu beyan, iştirak nafakası talebinden feragat edildiği anlamına gelmez veya böyle bir feragat hukuken geçersizdir. Kamu Düzeni Mülahazası: Farkın temelindeki kamu düzeni mülahazası 'çocuğun üstün yararı'dır. İştirak nafakası, eşin kendisi için değil, velayeti altındaki çocuğun bakım, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçları için talep ettiği bir haktır. Bu hak, çocuğa aittir ve anne veya baba, çocuk adına onun temel haklarından feragat edemez. Çocuğun menfaati kamu düzenini ilgilendirir ve mahkeme tarafından re'sen gözetilir. Bu nedenle, protokoldeki genel bir feragat beyanı, çocuğun gelecekteki iştirak nafakası hakkını ortadan kaldırmaz. Velayet sahibi eş, her zaman çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda iştirak nafakası davası açabilir. (Kaynak: https://kadimhukuk.com.tr/makale/anlasmali-bosanmada-nafaka/)