Ceza yargılamasında dinlenen bir tanığın, ifadesini 'yanında getirdiği flaş bellekteki metni okuyarak' veya 'imzaladığı bir kağıdı mahkemeye sunmak suretiyle' vermesi neden usule aykırıdır? Bu durum, delil elde etme yönteminin hangi temel ilkesini ihlal eder?
Bu durum, delil elde etme yönteminin 'delillerin doğrudan doğruyalığı (vasıtasızlığı)' ve 'sözlülük' ilkelerini ihlal ettiği için usule aykırıdır. 1) Delillerin Doğrudan Doğruyalığı İlkesi: Bu ilke, hakimin, delille (tanıkla) arasına başka bir vasıta (hazırlanmış metin, belge) girmeden doğrudan temas kurmasını gerektirir. Tanığın beyanı, onun hafızasına, görgüsüne ve bilgisine dayanmalıdır. Önceden hazırlanmış bir metinden okuması, tanığın kendi anlık beyanı yerine, başkası tarafından hazırlanmış veya üzerinde düşünülerek kurgulanmış bir metnin delil olarak sunulması anlamına gelir. Hakim, tanığın samimiyetini, tereddütlerini ve anlık tepkilerini gözlemleme imkanını kaybeder. 2) Sözlülük İlkesi: Ceza muhakemesinde (özellikle duruşma evresinde) kural olarak sözlülük ilkesi geçerlidir. Deliller, duruşmada tarafların huzurunda sözlü olarak ortaya konulur ve tartışılır. Tanığın, ifadesini sözlü olarak vermek yerine yazılı bir metin sunması, bu ilkeyi de ihlal eder. Bu yöntem, tanığın beyanının güvenilirliğini ve ispat gücünü ciddi şekilde zedeler, çünkü beyanın kaynağının tanığın kendi hafızası mı yoksa dışarıdan bir müdahale mi olduğu belirsizleşir. Bu nedenle mahkemeler, bu tür tanıklıklara izin vermemelidir. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/tanıga-dogrudan-ve-capraz-sorgu-sorunlari)