5275 sayılı İnfaz Kanunu m. 19/1, hükümlünün çağrı kağıdının tebliği üzerine on gün içinde gelmemesi halinde yakalama emri çıkarılacağını düzenler. Bu on günlük sürenin beklenmesinin tek istisnası olan 'kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırırsa' hali, makaleye göre çağrı kağıdının tebliği şartını ortadan kaldırır mı? Bu iki unsur arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Hayır, makaleye göre 'kaçar ya da kaçacağına dair şüphe uyandırma' hali, çağrı kağıdının tebliği şartını ortadan kaldırmaz. Bu iki unsur arasında bir öncelik-sonralık ve sebep-sonuç ilişkisi vardır. Makalede savunulan görüşe göre, İnfaz Kanunu m. 19 ve 20'deki düzenleme, belirli cezalar için çağrı kağıdı tebliğini mutlak bir 'ön şart' olarak koymuştur. 'Kaçma veya kaçma şüphesi' ise, bu ön şart yerine getirildikten sonra, yani çağrı kağıdı hükümlüye usulüne uygun tebliğ edildikten sonra ortaya çıkan bir durumdur. Bu şüphenin varlığı, kanunun hükümlüye tanıdığı 'on günlük gelme süresinin' beklenmesine gerek kalmaksızın derhal yakalama emri çıkarılmasına olanak tanır. Yani, şüphe hali on günlük sürenin istisnasını oluşturur, tebligatın kendisinin istisnasını oluşturmaz. Cumhuriyet savcısı, kaçma şüphesi duysa bile, önce çağrı kağıdını tebliğe çıkarmalı, tebliğden sonra bu şüpheyi destekleyen somut bir durum (örneğin hükümlünün adresini terk etmesi) ortaya çıkarsa, on günlük sürenin dolmasını beklemeden yakalama emri düzenleyebilir. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/infazda-cagri-kagidi-ve-yakalama-emri)