Anayasa Mahkemesi, 926 sayılı Kanun'daki 'maaş farkı ödenmez' kuralını iptal ederken, kuralın 'herhangi bir meşru amacı tespit edilememiştir' sonucuna varmıştır. Bir kanuni düzenlemenin 'meşru amacının' olmaması, Anayasa'nın 13. maddesindeki temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejiminde nasıl bir rol oynar? Bu tespit, mahkemenin 'ölçülülük' denetimi yapmasına gerek bırakır mı?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #167062

Anayasa'nın 13. maddesi, temel hak ve özgürlüklere yönelik bir sınırlamanın anayasaya uygun kabul edilebilmesi için bir dizi kümülatif (bir arada bulunması gereken) şart öngörür. Bu şartlardan ilki, sınırlamanın kanunla yapılması; ikincisi ise sınırlamanın Anayasa'nın ilgili maddesinde belirtilen meşru bir sebebe (kamu yararı, kamu düzeni, genel sağlık vb.) dayanmasıdır. Bir kanuni düzenlemenin 'meşru bir amacının' olmaması, Anayasa'nın 13. maddesindeki bu ikinci ve temel şartın karşılanmadığı anlamına gelir. Yani sınırlama, daha en başında anayasal temelden yoksundur. Bu tespit, mahkemenin 'ölçülülük' denetimi yapmasına gerek bırakmaz. Ölçülülük denetimi (elverişlilik, gereklilik, orantılılık alt ilkelerinden oluşur), meşru bir amaca ulaşmak için seçilen aracın, hakka yaptığı müdahalenin orantılı olup olmadığını denetler. Eğer ortada ulaşılmaya değer meşru bir amaç yoksa, bu amaca ulaşmak için kullanılan aracın ölçülü olup olmadığını tartışmak anlamsızlaşır. Anayasa Mahkemesi de kararında, kuralın mülkiyet hakkına getirdiği sınırlamanın meşru bir amacı bulunmadığı sonucuna vardığı için, daha ileri bir denetim olan ölçülülük denetimi yapmaksızın kuralı doğrudan iptal etmiştir. (Kaynak: https://www.zulkufarslan.av.tr/tutuklanma-nedeniyle-terfi-edemeyenler/)