Bir idari işlemin iptali ve bu işlemden doğan zararın tazmini için açılan birleşik bir davada, davacının tam yargı talebinin süre aşımı nedeniyle reddedildiğini varsayalım. Bu durum, aynı dilekçedeki iptal talebinin de süre aşımına uğradığı anlamına gelir mi? Mahkemenin bu iki talebin sürelerini ayrı ayrı değerlendirmesi gerekir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #167059

Hayır, tam yargı talebinin süre aşımına uğraması, iptal talebinin de süre aşımına uğradığı anlamına gelmez. Mahkemenin, bu iki talebin dava açma sürelerini ayrı ayrı değerlendirmesi gerekir. Çünkü İYUK'a göre bu iki dava türünün süre başlangıçları farklılık gösterebilir. Örneğin, bir atama işleminin iptali için dava açma süresi, işlemin kişiye tebliğini izleyen günden başlar ve 60 gündür. Kişi bu 60 günlük süreyi kaçırmış olabilir. Ancak bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maaşlarını, İYUK m. 13 uyarınca, işlemden kaynaklanan zararı öğrendikten sonraki bir yıl içinde ve her halde işlem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak talep edebilir. İdarenin bu talebi reddetmesi üzerine, ret kararının tebliğini izleyen 60 gün içinde tam yargı davası açabilir. Bu senaryoda, iptal davası için süre geçmişken, tam yargı davası için süre geçmemiş olabilir. Dolayısıyla, mahkeme her bir talebi kendi usul kurallarına ve sürelerine göre ayrı ayrı değerlendirmeli; birinin süre aşımından reddi, diğerinin de otomatik olarak reddedilmesini gerektirmez. (Kaynak: https://kadimhukuk.com.tr/makale/idari-yargilama-usulu-kanunu-12-madde-iyuk/)