Bir idari davada, davacı tüzel kişiyi temsilen dava açan kişinin bu yetkisini gösteren belgeyi (örneğin imza sirküleri, yönetim kurulu kararı) dava dilekçesine eklememiş olması, İYUK m. 3 ve 15 uyarınca nasıl bir usuli sonuca yol açar? Danıştay'ın E. 2011/551 sayılı kararında bu durum nasıl ele alınmıştır?
Davacının tüzel kişiyi temsil yetkisini gösteren belgenin dava dilekçesine eklenmemiş olması, dava dilekçesinin İYUK m. 3'e uygun olmaması sonucunu doğurur. Bu, bir 'dava şartı' olan 'dava ehliyeti'nin usulüne uygun olarak belgelendirilmemesi anlamına gelir. Mahkeme, İYUK m. 14 uyarınca yapacağı ilk incelemede bu eksikliği tespit ettiğinde, İYUK m. 15/1-d gereğince 'dilekçenin reddine' karar verir. Bu karar, davacıya eksikliği giderme imkanı tanır. Danıştay 13. Dairesi'nin 2011/551 E., 2011/1363 K. sayılı kararında da benzer bir durum ele alınmıştır. Kararda, dava dilekçesine eklenen vekaletnamenin davacı şirket adına değil, dava dışı bir şahıs adına düzenlendiği, dolayısıyla avukatın davacı şirketi temsil yetkisinin belgelenmediği tespit edilmiştir. Daire, bu durumun yanı sıra dava konusu işlemin aslının veya onaylı örneğinin de eklenmediğini belirterek, dava dilekçesinin bu haliyle İYUK m. 3'e uygun olmadığına ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekaletname eklenerek yeniden dava açılması gerektiğine işaret etmiştir. Bu, temsil yetkisindeki eksikliğin, dilekçenin reddini gerektiren önemli bir usul hatası olduğunu göstermektedir. (Kaynak: https://kadimhukuk.com.tr/makale/idari-yargilama-usulu-kanunu-3-madde-iyuk/)