Vakıf üniversitesi ile öğretim elemanı arasındaki hukuki ilişkinin, Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından 'idari sözleşme' niteliğinde görülmesinin temelinde yatan 'bilimsel özerklik' ve 'anayasal güvence' argümanlarını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #167049

Uyuşmazlık Mahkemesi, bu ilişkiyi basit bir özel hukuk iş sözleşmesi olarak görmemektedir. Bunun temelindeki argümanlar şunlardır: 1) Bilimsel Özerklik: Anayasa, hem devlet hem de vakıf üniversitelerine 'bilimsel özerklik' tanımıştır. Bu özerkliğin amacı, yükseköğretimin siyasi ve diğer baskı gruplarının etkisinden uzak, sadece bilimsel gerekliliklere göre yürütülmesini sağlamaktır. Bu bilimsel faaliyeti yürüten asli unsur ise öğretim elemanlarıdır. Dolayısıyla, onların statüsü de bu anayasal özerklik ilkesi çerçevesinde değerlendirilmelidir. 2) Anayasal Güvence: Anayasa (m. 130), öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atanma, yükselme ve emeklilikleri gibi temel özlük haklarının 'kanunla' düzenleneceğini hükme bağlayarak onları anayasal güvence altına almıştır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu da vakıf üniversitelerindeki akademik personelin çalışma esaslarının devlet üniversitelerindeki hükümlere tabi olduğunu belirtir. Bu, onların statüsünün tarafların serbest iradesiyle belirlenen özel hukuk sözleşmelerinden farklı, kanunla düzenlenmiş bir kamu hukuku statüsü olduğunu gösterir. Uyuşmazlık Mahkemesi bu gerekçelerle, kamu hizmeti olan eğitimi yürüten ve statüleri kanunla korunan bu personelle yapılan sözleşmenin, kamu hizmetinin yürütülmesine yönelik bir 'idari sözleşme' niteliği taşıdığına ve bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıkların (özellikle fesih gibi idari işlemlerde) idari yargıda görülmesi gerektiğine karar vermektedir. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/vakif-universitelerinde-calisan-ogretim-elemanlarinin-haksiz-fesih-davalarinda-görevli-mahkeme)