Ceza İnfaz Kanunu m. 116, tutuklular hakkında kanunun belirli hükümlerinin uygulanacağını, ancak bu hükümlerin 'tutukluluk hali ile uzlaşır yanları'nın tatbik edilebileceğini belirtir. Makalede, hükümlünün avukatıyla görüşmesinin 'güvenlik nedeniyle görülebileceği' (İnfaz K. m. 59/2) kuralının tutuklulara uygulanamayacağı savunulmaktadır. Bu argümanın temelindeki 'tutuklulukla uzlaşmama' gerekçesi nedir?
Bu argümanın temelindeki 'tutuklulukla uzlaşmama' gerekçesi, tutuklunun hukuki statüsünün temelini oluşturan 'suçsuzluk/masumiyet karinesi'dir (Anayasa m. 38/4). Hükümlü, hakkındaki mahkumiyet kararı kesinleşmiş, suçu sabit görülmüş bir kişidir. İnfaz rejimindeki kısıtlamalar, bu kesinleşmiş hükme ve cezanın infazı amacına dayanır. Tutuklu ise, hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmayan, yargılaması devam eden ve masum olduğu varsayılan bir kişidir. Tutuklama, bir ceza değil, yargılamanın sağlıklı yürümesini sağlamak için uygulanan bir 'koruma tedbiri'dir. Dolayısıyla, bir hükümlünün görüşmesinin 'güvenlik nedeniyle' izlenmesi, infaz rejiminin bir parçası olarak kabul edilebilirken; masumiyet karinesinden yararlanan bir tutuklunun, savunmasını hazırladığı ve en kritik aşamada olan avukatıyla görüşmesinin bu şekilde kısıtlanması, savunma hakkına (Anayasa m. 36, İHAS m. 6) orantısız bir müdahale teşkil eder. Bu, tutukluluğun bir tedbir olma niteliğiyle ve masumiyet karinesiyle 'uzlaşmaz'. Bu nedenle, söz konusu kısıtlama hükümlülere uygulanabilirken, tutuklulara uygulanamaz. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/hukumlu-ve-tutuklunun-avukati-ile-gorusme-usulu)