Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/3-1038 sayılı kararında, düğünde takılan takıların erkeğe ait olduğu yönünde bir örf ve adet bulunduğunu iddia eden davalının dinlettiği tanığın, 'kıza takıldıysa kızın, oğlana takıldıysa oğlanın olur' şeklindeki beyanı, neden davalının ispat yükünü yerine getirmesi için yeterli görülmemiştir?
Bu beyanın yeterli görülmemesinin iki temel nedeni vardır: 1) İddiayla Çelişmesi: Davalı, yöredeki adetin 'düğünde takılan tüm takıların erkek tarafına ait olduğu' yönünde olduğunu iddia etmiştir. Oysa kendi tanığı, adetin 'kime takıldıysa ona ait olduğu' şeklinde olduğunu beyan etmiştir. Tanığın beyanı, davalının kendi iddiasını doğrulamamakta, aksine farklı bir adet kuralının varlığına işaret etmektedir. Bu durum, davalının iddiasının temelini zayıflatmaktadır. 2) Yargıtay'ın Genel Kuralını Çürütememesi: Yargıtay'ın benimsediği genel ve yaygın örf ve adet kuralı, 'kime takılırsa takılsın tüm ziynetlerin kadına ait olduğu'dur. Davalının, bu güçlü ve yerleşik kuralın aksini, yani kendi yöresinde istisnai bir adet olduğunu ispatlayabilmesi için, çok daha güçlü, tutarlı ve köklü bir adetin varlığını ortaya koyması gerekir. Sadece bir tanığın, üstelik davalının kendi iddiasıyla da tam örtüşmeyen beyanı, ülke genelinde kabul görmüş bu yaygın adeti ve onun arkasındaki toplumsal mantığı çürütmek için yeterli bir ispat gücüne sahip değildir. Mahkeme, bu nedenle tanık beyanının, davalının ispat yükünü yerine getirmesi için yetersiz kaldığı sonucuna varmıştır. (Kaynak: https://www.zulkufarslan.av.tr/ziynet-esyasinin-aynen-iadesi/)