Evliliğin butlanı davasında (hem mutlak hem nispi butlan), TMK m. 158 uyarınca 'boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır' denilmektedir. Bu yollamanın, butlanla geçersiz sayılan bir evlilik ile geçerli bir evliliğin sona ermesi olan boşanma arasında pratik sonuçlar açısından nasıl bir yakınlık kurduğunu, özellikle nafaka ve tazminat talepleri yönünden açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #167043

Bu yollama, hukuken hiç var olmamış sayılması gereken batıl bir evliliğin sona ermesinin sonuçlarını, geçerli bir evliliğin boşanmayla sona ermesinin sonuçlarına yaklaştırarak, özellikle iyiniyetli eşi ve çocukları korumayı amaçlar. Bu yakınlık, nafaka ve tazminat talepleri yönünden şu şekilde kendini gösterir: 1) Nafaka Talepleri: Batıl evlilik sona erdiğinde, evlenirken iyiniyetli olan ve evliliğin sona ermesiyle yoksulluğa düşecek olan eş, sanki bir boşanma davasıymış gibi, diğer eşten mali gücü oranında 'yoksulluk nafakası' talep edebilir (TMK m. 175'in kıyasen uygulanması). Aynı şekilde, çocukların velayeti bir eşe bırakıldığında, diğer eşin çocuklar için 'iştirak nafakası' ödemesi gerekir (TMK m. 182'nin kıyasen uygulanması). 2) Tazminat Talepleri: Boşanmada olduğu gibi, butlan davasında da, evliliğin geçersizliğinde kusuru olan taraftan, bu nedenle kişilik hakları saldırıya uğrayan veya mevcut/beklenen menfaatleri zedelenen iyiniyetli eş, 'maddi ve manevi tazminat' talep edebilir (TMK m. 174'ün kıyasen uygulanması). Örneğin, eşinin zaten evli olduğunu bilmeden evlenen iyiniyetli bir eş, bu durumun ortaya çıkmasıyla yaşadığı manevi çöküntü ve aldatılmışlık hissi için manevi tazminat isteyebilir. Bu yollama olmasaydı, hukuken 'yok' sayılan bir birlikten dolayı bu tür taleplerin ileri sürülmesi teorik olarak mümkün olmazdı. (Kaynak: https://or.av.tr/evliligin-iptali-davasi/)