Makalede, suç örgütleriyle ilgili infaz rejiminde yer alan 'örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç' kavramının yarattığı sorunlara dikkat çekilmektedir. Bu kavramın belirsizliğinin, 'örgütle ilgisi olmayan kişilere sırf İnfaz Kanunu m. 107/4'de bulunan bu ibareden dolayı nitelikli infaz kurallarının uygulandığı' şeklinde bir sonuca yol açmasını, 'kanunilik' ve 'cezanın bireyselleştirilmesi' ilkeleri açısından eleştiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #167041

Bu kavramın belirsizliği, her iki ilkeyi de ihlal etmektedir: 1) Kanunilik İlkesi (Belirlilik): 'Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç' ibaresi, hangi suçların bu kapsama gireceği konusunda net ve objektif kriterler sunmamaktadır. Bir suçun örgütün genel amaçlarına hizmet etmesi mi, örgüt talimatıyla işlenmesi mi, yoksa örgüt üyeleri tarafından işlenmesi mi gerektiği gibi hususlar yoruma açıktır. Bu belirsizlik, infaz rejiminin öngörülebilirliğini azaltır ve farklı mahkemeler veya infaz savcılıkları tarafından farklı yorumlanarak keyfi uygulamalara yol açabilir. Bu durum, kanunilik ilkesinin bir alt unsuru olan 'belirlilik' ilkesine aykırıdır. 2) Cezanın Bireyselleştirilmesi İlkesi: Bu ilke, cezanın ve infaz rejiminin, failin kişiliği, kusurunun yoğunluğu ve eyleminin özelliklerine göre belirlenmesini gerektirir. Örgütle organik bir bağı veya örgütsel bir kastı olmayan bir kişinin işlediği suçun, sadece dışsal bazı bağlantılar nedeniyle 'örgüt faaliyeti çerçevesinde' kabul edilmesi ve bu nedenle daha ağır olan nitelikli infaz rejimine (örneğin daha uzun koşullu salıverilme süresi) tabi tutulması, cezanın bireyselleştirilmesi ilkesini zedeler. Fail, kendi kusurunu ve eyleminin niteliğini aşan bir şekilde, soyut bir 'örgüt faaliyeti' kavramı üzerinden cezalandırılmış olur. Bu, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesiyle de çelişir. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/orgut-adina-suc-isleme-sucunun-iptalinin-ilk-yansimalari)