İHAM'ın *Eski/Türkiye* kararında, HAGB'nin cezanın ertelenmesinden daha güçlü bir etkiye sahip olduğu, çünkü birincinin kararı 'ceza dahil tüm sonuçları ile ortadan kaldırdığı', ikincisinin ise 'karar ve karara dayalı mahkumiyetin varlığının sona ermemesi' şeklinde açıklandığı görülmektedir. Bu iki kurumun, sanığın hukuki sicili (adli sicil kaydı) üzerindeki etkilerini karşılaştırarak bu farkı somutlaştırınız.
Bu fark, iki kurumun adli sicil kaydına işlenme ve silinme usullerinde somutlaşmaktadır. 1) Cezanın Ertelenmesi (TCK m. 51): Sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmü kesinleştiğinde, bu hüküm (örneğin '1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine') Adli Sicil Kanunu uyarınca adli sicil kaydına işlenir. Bu kayıt, kişinin bir mahkumiyeti olduğunu gösterir. Denetim süresi yükümlülüklere uygun geçirildiğinde ceza 'infaz edilmiş' sayılır. Ancak bu mahkumiyet kaydı, sicilden ancak kanunda belirtilen süreler (genellikle 5 yıl) geçtikten ve silinme şartları oluştuktan sonra, ilgilinin talebi veya Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nün re'sen kararıyla silinir. Yani, mahkumiyet bir süre sicilde kalmaya devam eder. 2) Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) (CMK m. 231): HAGB kararı verildiğinde, bu karar adli sicile değil, sadece bu tür kararların kaydedildiği özel bir sisteme kaydedilir. Bu kayıt, soruşturma veya kovuşturma ile bağlantılı olarak hakim veya savcı dışında kimse tarafından görülemez. Eğer 5 yıllık denetim süresi başarıyla tamamlanırsa, mahkeme 'davanın düşmesine' karar verir ve bu özel sistemdeki kayıt da tamamen silinir. Dolayısıyla, kişinin adli sicilinde hiçbir zaman bir mahkumiyet kaydı oluşmamış olur. İHAM'ın belirttiği gibi, HAGB 'kararı ceza dahil tüm sonuçları ile ortadan kaldırır' çünkü sanık, hukuken hiç mahkum olmamış gibi temiz bir sicile sahip olur. Bu, ertelenmiş cezadan çok daha radikal bir sonuçtur. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/iham-ve-anayasa-mahkemesi-nden-hagb-ye-farkli-bakis)