Evlilik birliği içerisinde doğan çocukların babasının davacı koca olmadığı, soybağının reddi davasıyla kesinleşmiştir. Davacı, bu nedenle yaşadığı manevi çöküntü için hem aldatan eski eşinden hem de çocukların biyolojik babasından manevi tazminat talep etmektedir. Davalıların bu eylemi, Borçlar Kanunu açısından nasıl bir haksız fiil teşkil etmektedir? Bu fiilin 'kişilik haklarına saldırı' boyutu nedir?
Davalıların bu eylemi, mülga BK m. 41/2 (yeni TBK m. 49) kapsamında 'ahlaka aykırı bir fiil ile başka bir kimsenin zarara uğramasına bilerek sebebiyet verme' niteliğinde bir haksız fiil teşkil etmektedir. Aldatan eş, evlilik birliğinin temelini oluşturan sadakat yükümlülüğünü ihlal etmiş; biyolojik baba ise evli bir kadınla ilişkiye girerek bu ihlale ortak olmuş ve davacının aldatılmasına neden olmuştur. Bu fiilin 'kişilik haklarına saldırı' boyutu, Medeni Kanun m. 24-25 çerçevesinde değerlendirilir. Davacının, baba olduğunu sandığı çocuklarla yıllarca kurduğu duygusal bağın, aslında biyolojik bir temele dayanmadığını öğrenmesi; aldatılmış olmanın yarattığı elem, keder ve ıstırap; toplum ve çevre nezdinde onurunun ve saygınlığının zedelenmesi gibi durumlar, onun manevi varlığına ve kişilik haklarına yönelik ağır bir saldırıdır. Davacı, bu saldırı nedeniyle duyduğu derin üzüntü ve manevi çöküntünün karşılığı olarak, haksız fiilin failleri olan eski eşi ve biyolojik babadan manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir. (Kaynak: https://www.zulkufarslan.av.tr/soybaginin-reddi-davasi/)