926 sayılı Kanun'un 33. maddesi, haklarında beraat kararı verilen tutuklu personelin terfilerinin 'emsalleri tarihine götürüleceğini' düzenlemektedir. AYM'nin bu maddeye ilişkin iptal kararı öncesinde, bu personelin sadece maaş farkı alamaması değil, aynı zamanda terfi tarihinin fiilen gecikmesi nedeniyle uğradığı diğer dolaylı zararlar (örneğin, daha geç emekli olma, kıdem ve rütbeye bağlı diğer özlük haklarından geç yararlanma) mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilebilir mi?
Evet, değerlendirilebilir. Mülkiyet hakkı, sadece mevcut mal varlığını değil, aynı zamanda Anayasa Mahkemesi içtihadına göre, kanuna veya meşru bir beklentiye dayanan ve ekonomik bir değer ifade eden geleceğe yönelik hakları ve alacakları da kapsar. 926 sayılı Kanun, personele belirli şartları (kıdem, sicil vb.) sağladığında terfi etme hakkı tanımaktadır. Bu, meşru bir beklentidir. Haksız bir tutuklama nedeniyle bu terfinin gecikmesi, kişinin sadece o dönemdeki maaş farkını kaybetmesine değil, aynı zamanda bir dizi geleceğe yönelik mali hakkını da olumsuz etkilemesine neden olur: - Daha İleri Rütbelere Yükselmenin Gecikmesi: Her terfinin zamanında yapılamaması, bir sonraki rütbe için gereken sürenin de ötelenmesi anlamına gelir, bu da kariyer ve kazanç potansiyelini düşürür. - Emeklilik Hakları: Emekli maaşı ve ikramiyesi, kişinin ulaştığı son rütbe ve kıdeme göre hesaplanır. Terfilerin gecikmesi, emeklilikte alınacak mali hakların daha düşük olmasına yol açabilir. Bu dolaylı zararlar da ekonomik bir değer taşıdığı ve meşru bir beklentinin ihlalinden kaynaklandığı için mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilebilir ve haksız tutuklama nedeniyle tazminat davalarında (CMK m. 141 vd.) ileri sürülebilir. AYM'nin iptal kararı, bu zararların en somut ve doğrudan olanı (maaş farkı) üzerindeki yasal engeli kaldırmıştır. (Kaynak: https://www.zulkufarslan.av.tr/tutuklanma-nedeniyle-terfi-edemeyenler/)