6706 sayılı Kanun m. 11/4, iadesi talep edilen kişinin 'kişisel hâlleri' nedeniyle iadenin orantısız şekilde mağduriyet yaratacak olması durumunda iade talebinin kabul edilmeyebileceğini düzenlemektedir. Bu hüküm, iade hukukunun hangi temel ilkeleri arasında bir denge kurmayı amaçlamaktadır ve 'kişisel hâller'den ne anlaşılmalıdır?
Bu hüküm, bir yanda 'devletlerin suçluları cezalandırma ve adli işbirliği yapma yükümlülüğü' ile diğer yanda 'insan haklarına saygı ve orantılılık ilkesi' arasında bir denge kurmayı amaçlamaktadır. Suçlunun iadesi, suçla mücadelenin önemli bir aracıdır ancak bu süreçte kişinin temel hakları ve insani durumu tamamen göz ardı edilemez. Bu madde, iadenin mekanik bir süreç olmadığını, somut olayın özelliklerine göre insani bir değerlendirme yapılması gerektiğini ortaya koyar. 'Kişisel hâller'den anlaşılması gerekenler şunlardır: - Yaş: Kişinin çok genç (on sekiz yaşını doldurmamış olması) veya çok yaşlı ve bakıma muhtaç olması. - Sağlık Durumu: İade edilmesi halinde tedavisinin aksayacağı ciddi ve ağır bir hastalığının bulunması. - Ailevi Durum: Uzun zamandır Türkiye'de yaşaması, burada bir aile kurmuş olması, bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının bulunması ve iadenin bu aile bağlarını kopararak orantısız bir mağduriyete yol açacak olması. Mahkeme, iadeye konu fiilin ağırlığı ile iadenin kişi ve ailesi üzerinde yaratacağı mağduriyet arasında bir 'orantılılık' denetimi yapar. Eğer mağduriyet, suçun ağırlığına göre çok daha fazla ise, takdir yetkisini kullanarak iade talebini reddedebilir. (Kaynak: https://barandogan.av.tr/blog/mevzuat/suclularin-iadesi-suclunun-geri-verilmesi-sartlari.html)