Bir işçinin, işverene verdiği istifa dilekçesinde hiçbir gerekçe belirtmemiş olması, daha sonra açacağı bir davada İş Kanunu m. 24'e dayalı haklı bir fesih nedeni (örneğin ücretinin ödenmemesi) ileri sürmesine engel midir? Yargıtay'ın 'istifanın ardındaki gerçek durumun araştırılması' ilkesini açıklayınız. (Yargıtay 22. HD, 2013/36993 E.)
Hayır, engel değildir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, istifa dilekçesinin genel bir içerik taşıması veya gerekçesiz olması, işçinin daha sonra dava aşamasında somut haklı fesih nedenlerini ileri sürmesine engel teşkil etmez. Bu durum, 'istifanın ardındaki gerçek durumun araştırılması' ilkesinin bir sonucudur. Yargıtay, özellikle işçi-işveren ilişkisindeki güç dengesizliğini dikkate alarak, işçinin baskı altında veya o anki psikolojiyle gerekçelerini tam olarak yazamamış olabileceğini kabul eder. Mahkeme, sadece istifa belgesinin lafzına bağlı kalmamalı, işçinin dava dilekçesinde ileri sürdüğü haklı fesih nedenlerinin (ücretin ödenmemesi, mobbing, fazla mesai ücretlerinin verilmemesi vb.) gerçekten var olup olmadığını tanık, bordro, banka kayıtları gibi delillerle araştırmalıdır. Eğer işçinin iddiaları ispatlanırsa, başlangıçta 'istifa' gibi görünen feshin aslında 'haklı nedenle fesih' olduğu kabul edilir ve işçi kıdem tazminatına hak kazanır. (Kaynak: https://kadimhukuk.com.tr/makale/kendi-istegiyle-isten-ayrilan-tazminat-alabilir-mi/)