Bir babalık davasında, anne ve çocuk davalının baba olduğunu iddia etmekte, davalı ise bunu reddetmektedir. Mahkeme, dinlediği tanık beyanlarından davalı ile annenin birlikte yaşadığı ve çocuğun bu birliktelikten doğmuş olabileceği yönünde güçlü bir kanaat edinmiştir. Bu durumda mahkeme, sadece tanık beyanlarına dayanarak babalık hükmü kurabilir mi, yoksa bilimsel bir delile başvurmak zorunda mıdır? (YHGK, E. 2017/1927)
Hayır, sadece tanık beyanlarına dayanarak babalık hükmü kuramaz. Soybağına ilişkin davalar kamu düzenine ilişkin olup, mahkemenin maddi gerçeği re'sen araştırma yükümlülüğü vardır (TMK m. 284). Günümüz teknolojisinde, babalığın %99.9 kesinlikle tespitini sağlayan DNA testi gibi bilimsel bir yöntem varken, mahkemenin sadece tanık beyanları gibi takdiri ve yanılmaya açık delillere dayanarak karar vermesi, maddi gerçeği araştırma yükümlülüğünü ihlal eder. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1927 E., 2018/1471 K. sayılı kararında da bu ilke vurgulanmıştır. Mahkemenin, tanık beyanlarıyla oluşan kanaatini, kesin ve bilimsel bir delil olan DNA testi ile teyit etmesi zorunludur. Tanık beyanları, ancak DNA testine başvurulması için bir gerekçe oluşturur, tek başlarına hükme esas alınamazlar. Mahkeme, HMK m. 292 uyarınca testin yapılmasını sağlamalı, davalının kaçınması halinde zor kullanılmasına karar vermelidir. (Kaynak: https://www.zulkufarslan.av.tr/babalik-davasinda-kan-veya-doku-alinmasi/)