İHAM'ın, HAGB kararlarını İHAS m. 3 (işkence yasağı) bağlamında eleştirirken, bu kurumun 'takdir yetkisinin sonuçları en aza indirgemek amacıyla'kullanılarak' bir araç haline geldiğini belirtmesi, devletin hangi pozitif yükümlülüğünün ihlali anlamına gelmektedir? Bu eleştiriyi, cezasızlıkla mücadele ilkesi açısından analiz ediniz.
Bu durum, devletin İHAS m. 3 kapsamındaki 'etkili bir soruşturma yürütme ve failleri eylemleriyle orantılı, caydırıcı cezalarla cezalandırma' şeklindeki pozitif yükümlülüğünün ihlali anlamına gelmektedir. İHAM, işkence ve kötü muamelenin mutlak bir yasak olduğunu ve bu yasağın etkili olabilmesi için cezasız bırakılmaması gerektiğini vurgular. Yerel mahkeme hakiminin, bir kamu görevlisinin işlediği işkence/kötü muamele suçunda, fiilin ağırlığına odaklanmak yerine, fail üzerindeki 'sonuçları en aza indirgemek' amacıyla HAGB gibi bir kurumu uygulaması, devletin ceza adalet sisteminin caydırıcılığını ve etkinliğini ortadan kaldırmaktadır. Bu, 'cezasızlıkla mücadele' ilkesinin ihlalidir. Devlet, yargı organları aracılığıyla, bu tür ağır hak ihlallerinin hoş görülmediği ve faillerin eylemlerinin sonuçlarından kaçamayacağı yönünde net bir mesaj vermelidir. HAGB'nin bu tür suçlarda uygulanması, tam tersi bir mesaj vererek cezasızlık kültürünü teşvik eder ve bu tür eylemlerin tekrarını önlemede başarısız olur. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/iham-ve-anayasa-mahkemesi-nden-hagb-ye-farkli-bakis)