5275 sayılı İnfaz Kanunu'nun 19. ve 20. maddeleri uyarınca belirli süreli hapis cezalarının infazı için çıkarılan çağrı kağıdının, hükümlünün avukatına tebliğ edilmesi, kanunen hükümlüye yapılması gereken tebligat yerine geçer mi? Makaledeki argümanı 'tebligatın şahsiliği' ilkesi çerçevesinde açıklayınız.
Hayır, geçmez. Makalede bu durum net bir şekilde reddedilmektedir. İnfaz Kanunu m. 19 ve 20, çağrı kağıdının bizzat 'hükümlünün adresine tebliğe çıkarılmasını' öngörmektedir. Kanun metninde, 'avukata tebligat yapılabileceği veya avukatın verdiği dilekçe ile sürenin başlayacağı yönünde bir hüküm bulunmamaktadır'. Bu durumun temelinde, ceza infazına ilişkin işlemlerin şahsa sıkı sıkıya bağlı olması ve 'tebligatın şahsiliği' ilkesi yatmaktadır. Çağrı kağıdı, hükümlüyü 10 gün içinde teslim olma gibi şahsi bir yükümlülük altına sokmaktadır. Bu yükümlülüğün hukuki sonuçlarının doğabilmesi için, tebligatın doğrudan doğruya yükümlülüğün muhatabı olan hükümlünün kendisine veya kanunda sayılan usullere göre tebligatı almaya yetkili kişilere yapılması gerekir. Müdafiin, hükümlüden bağımsız olarak dosyayı takip etme yetkisi olsa da, bu durum hükümlü adına şahsi bir yükümlülük doğuran tebligatı alabileceği anlamına gelmez. Aksi bir yorum, kanunun emredici hükümlerine aykırı olur. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/infazda-cagri-kagidi-ve-yakalama-emri)