Ceza İnfaz Yönetmeliği'nin 72/2-e maddesi, belirli suçlardan hükümlülerin avukatlarıyla görüşmelerinde, 'avukatın savunmaya ilişkin olduğunu beyan ettiği belge ve dosyalar ile avukatın hükümlü ile görüşmesinde tuttuğu el yazısı notları aranabilecektir' demektedir. Bu hüküm, İnfaz Kanunu m. 59'da düzenlenen avukat-hükümlü görüşmesine müdahale şartlarıyla karşılaştırıldığında, 'normlar hiyerarşisi' açısından neden hukuka aykırıdır?
Bu hüküm, normlar hiyerarşisine aykırıdır çünkü bir yönetmelik hükmü, dayanağı olan kanun hükmünü aşmakta ve kanunda olmayan bir kısıtlama getirmektedir. İnfaz Kanunu m. 59'un kuralı, avukat ile hükümlü arasındaki belge ve kayıtların incelenemeyeceğidir. Kanun, bu kurala istisnayı çok sıkı şartlara bağlamıştır: 1) Belirli katalog suçlardan hükümlü olma. 2) Görüşmenin güvenliği tehlikeye düşürdüğüne, örgütsel iletişime aracılık edildiğine dair 'bilgi, bulgu veya belge elde edilmesi'. 3) Cumhuriyet Başsavcılığının istemi ve 'infaz hakiminin kararı'. Bu şartlar oluştuğunda dahi kanun, belgelere 'el konulabileceğini' düzenlemiş, ancak 'fiziki olarak aranabileceğini' düzenlememiştir. Yönetmeliğin 72/2-e maddesi ise, İnfaz Kanunu'nda sayılan bu ağır şartlar (bilgi, bulgu, hakim kararı vb.) olmaksızın, sadece hükümlünün belirli suçlardan mahkum olmasına dayanarak, avukatın beyanına rağmen belge ve notlarının 'aranabileceğini' düzenlemektedir. Bu, kanunun öngörmediği, daha geniş ve keyfi bir denetim ve müdahale yetkisini idareye (yönetmelik aracılığıyla) tanımaktadır. Bir yönetmelik, dayanağı olan kanunun çizdiği sınırları bu şekilde genişletemez. Bu durum, Anayasa m. 124'te düzenlenen normlar hiyerarşisine ve Anayasa m. 36 ile korunan savunma hakkına açıkça aykırıdır. (Kaynak: https://sen.av.tr/tr/makale/hukumlu-ve-tutuklunun-avukati-ile-gorusme-usulu)