Düğünde erkeğe takılan ziynetlerin kadına ait olduğu yönündeki Yargıtay'ın genel kuralı, bir 'bağışlama' karinesine dayanmaktadır. Davalı erkeğin annesinin, 'oğlumun arkadaşları tarafından takılan 5 adet bileziği, düğünden sonra gelinin kolunda gördüm' şeklindeki tanıklığı, bu bileziklerin geline iade edildiğinin ispatı için yeterli midir? Bu tanıklığın ispat gücünü, tanığın yakınlığı ve beyanın niteliği açısından değerlendiriniz. (YHGK, E. 2017/3-1038)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #166986

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin bozma kararına göre bu tanıklık yeterli değildir. Bozma kararında, 'Oysa, davalı tanığı annenin beyanı; dava konusu 5 adet burma bileziğin davalı tarafından davacıya iade edildiğinin ispatına yeterli değildir.' denilmektedir. Bu değerlendirmenin hukuki sebepleri şunlardır: 1) Tanığın Yakınlığı: Tanık, davalının annesidir. HMK'ya göre yakınların tanıklığı geçersiz olmasa da, mahkeme bu tanıklığı değerlendirirken daha dikkatli olmalı ve beyanın tarafsızlığını sorgulamalıdır. Tek başına ve başka bir delille desteklenmeyen yakın tanık beyanına, özellikle menfaat çatışmasının olduğu durumlarda, ihtiyatla yaklaşılır. 2) Beyanın Niteliği: Ziynetlerin iadesi, hukuki bir işlem olan 'borcun ifası' niteliğindedir. Bu tür hukuki işlemlerin ispatında, özellikle tanığın davalı yakını olması durumunda, daha somut deliller (yazılı belge, ikrar vb.) aranır. Sadece 'kolunda gördüm' şeklindeki bir beyan, ziynetlerin iade amacıyla verildiğini kesin olarak ispatlamaz. Gelin, bilezikleri emaneten almış veya farklı bir nedenle takıyor olabilir. İspat yükü, ziynetlerin kendisinde kaldığı kabul edilen davalı erkekte olduğundan, iade ettiğini kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerekir. Davalının annesinin tek ve soyut beyanı bu ispat için yeterli görülmemiştir. (Not: Direnme kararında yerel mahkeme bu tanıklığa itibar etse de, Özel Daire ve HGK'nın genel yaklaşımı bu yöndedir). (Kaynak: https://www.zulkufarslan.av.tr/ziynet-esyasinin-aynen-iadesi/)